Gece geçmez gündüz olmaz
Can bu dünyaya dayanmaz neden
Haykırdım dağlara duymaz
Bekledim günlerce yok ki gelen
Seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum
Bulduğumu zannettiğimde Kendimden ayrı düştüm
Bu garip bir veda olacak Çünkü aslında hep içimdesin
Ne kadar uzağa gitsem de Gittiğim her yerde benimlesin
Söylenecek söz yok Gidiyorum ben
Hoşçakal, hoşçakal
Hoşçakal, hoşçakal
Ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya
Şahlanıp koşmak içimde var Hoşçakal
Biraz Su biraz yeşillik Her yer benim evimdir
Taşırım dünyayı sırtımda Her dil benim dilimdir
Ama söylenecek söz yok Gidiyorum ben
şebnem ferah hoşçakal şarkı sözü şarkısının sözleri hoşçakal
Seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum bulduğumu zannettiğimde kendimden ayrı düştüm. Bu garip bir veda olacak çünkü aslında hep içimdesin ne kadar uzağa gitsem de gittiğim her yerde benimlesin. Söylenecek söz yok gidiyorum ben
Hoşçakal, hoşçakal Hoşçakal, hoşçakal…
Ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya şahlanıp koşmak içimde var hoşçakal. Biraz Su biraz yeşillik her yer benim evimdir taşırım dünyayı sırtımda her dil benim dilimdir ama söylenecek söz yok gidiyorum ben..
Aşk insanı çok mutlu eden bir şey. Ama insan en büyük üzüntülerini de bu yüzden yaşayabilir. Hele de duygusal bir yapın varsa. Herkesin hayatta birilerine ihtiyacı var. Ama ben artık yaşım ve yaşadığım tecrübelerden dolayı aşkın beni itip kakamayacağı bir noktadayım. Tecrübeleniyorsun ve daha korunmalı davranıyorsun. Ama bu şarkılara bakarak benim bu konularda ne düşündüğümü anlamaya çalışmak her zaman doğru bir yol değil. Bunlar şarkı neticede. Ben kendimi birebir anlatmak istesem kitap yazarım.
Hayranlarımla aramdaki sevgi, saygı ve bağlılık bu karşılıklı bir şey. O duyguların hepsi benim kalbimde de var. Birilerinin hayatında bir yerim olacaksa, bir albümde beni evlerine, arşivlerine koyacaklarsa, sesimi duyacaklarsa, yaptığım müziğe dakikalarını ayıracaklarsa, bu bana hala mucizevi ve çok kıymetli bir şey gibi geliyor. Beş dakikalığına bir şarkıyla gireceksem hayatlarına, o beş dakikayı beraber yaşayalım istiyorum.. Hayranlarım, hem çok zekiler, hem de kendilerine geliştiren insanlar. Aynı zamanda çok saygılılar. Dokuz senedir kaç tane konser vermişimdir, bir kere bile laçka bir davranışla karşılaşmadım.
Yalnızlığımla iyi geçinebiliyorum ama beni beklenmedik yalnızlıklar acıtıyor. Kalabalıklar arasında yalnız kalmaktansa dünyanın bir ucunda tek başınayım. Evet, bu benim karar verdiğim bir yalnızlık. Aslında bunun için dünyanın bir ucuna gitmeye gerek yok. Bunu kendi evinizde de yapabilirsiniz. İnsanın zaman zaman kendini ve hayatını değerlendirmesi için yalnızlığa ihtiyacı vardır. İstediğim zaman tek başına olmak beni daha iyi ve güçlü hissettiriyor. Ara sıra kendimi eve kapatmalarım, bir yerlerde tek başına tatil yapışlarım meşhurdur benim. Bu şekilde kendimi yeniliyorum. Sivri kalmasını istediğim şeyleri de koruyabiliyorum böylelikle.
Kendimle ilgili şeylerin muhabesebesini yaparken bir bakıyorum daha olgun, genç bir kadın olmuşum. Genç bir kızmışım, şimdi daha çok genç bir kadın gibi hissediyorum. Hayatımı fazla yara almadan sürdürmeye çalışıyorum. Gençken acılarını daha heybetli yaşıyorsun. Şimdi ise o acıyı çekeceğini bile günler öncesinden biliyorsun, kendini yıpratma sürecini daha kolay geçiriyorsun. Şimdiye kadar en çok babamın ölümü hayal kırıklığına uğrattı beni. Beklenmedik bir şey olduğu için.
Bu hayat denizinde ya iyi yüzeceksin ya batıp gideceksin derler. İkisinin arası çok yorucu olurmuş. Yani yüzmeyi pek becerememek… Hayat boyu dalıp çıkarsın. Hep bir boğulma hali. Çok doğru, kesinlikle. Zaten belki de o yüzden hayatla özdeşleştirmişim denizi. Çünkü ben açıkçası farkında değildim bu mefhumu bu kadar çok kullandığımın. Sonra tümüne baktığım zaman farkına vardım. Belki de bazı gerekliliklerin içinde kendimizi sonradan buluyoruz ya hayatı yaşarken, yüzmek de öyle bir şey ya. Öğreneceksin ya da boğulacaksın, az biliyorsan debelenerek gelip gideceksin, nefessiz kalacaksın, tekrar nefes alacaksın, yönünü şaşıracaksın.
Eski bir şiir, eski bir hikaye eski bir ezgi var aklımda. Herkes hayattaydı bildiğim herkes
hiç korku yoktu, yoktu aklımda. Eski bir kitap, eskimiş resimler eski bir şarkı var aklımda. Sevdiğim birini hiç kaybetmemiştim, kaybetmek yoktu, yoktu aklımda. Sıradan basit bir günün uğruna hiç dua etmemiş, hiç yalvarmamıştım. Sen nasıl başardın yüzyıllık ağaç gibisin, nasıl böyle kaldın büyürken eskimeyen, eskisede değerlenen. Sen nasıl başardın yüzyıllık ağaç gibisin nasıl böyle kaldın yoksa sende sadece öyle duranlardan mısın?
Eski bir oyun, eski bir sokakta eski bir hırka var omzunda aşka inanırdım, her hücremle hiçbir yük yoktu, yoktu omzumda. Sıradan güzel bir günün uğruna hiç dua etmemiş, henüz yalvarmamıştım. Sen nasıl başardın yüzyıllık ağaç gibisin nasıl böyle kaldın büyürken eskimeyen, eskisede değerlenen. Sen nasıl başardın yüzyıllık ağaç gibisin nasıl böyle kaldın yoksa sende sadece öyle duranlardan mısın?
.
İnsan büyüdükçe; sadece kendisinin değil başkalarının hayatlarıyla da daha güçlü bağlar kurabiliyor galiba. Kendini başkalarının yerine koymayı öğrenebiliyorsun. Benim insanların kendileriyle bir kavgam hiçbir zaman olmadı, herkes farklıdır ve kıymetlidir ama cehaletle, ön yargıyla, sevgisizlikle, art niyetle, bilgisizlikle– ki bunlar da bizlere ait özellikler– pek iyi geçindiğimi elbette söyleyemem… Albümlerimde de elimden geldiği kadar bunları paylaştım.
Şarkılarımın nakaratları var, genel olarak alışılmış gibi değiller. Bunda benim dinleyerek büyüdüğüm müzisyenlerin etkisi de çok büyük. Ben sektörün uygun gördüğü müzikleri yapanları dinleyerek büyümedim, inandığı müziği mükemmel bir şekilde hayata geçirebilen farklı farklı müzisyenleri dinleyerek büyüdüm. Sanırım insanlar 4 satırdan ibaret şarkılara alışmışlar, benim şarkılarım uzun değil bence, olması gerektiği kadar aslında. Gelin görün ki bu benim doğrumdur ve herkesin doğrusu da kendisini ilgilendirir. Ama ben doğru olduğuna inanmadığım bir şeyi insanların gözünün içine bakarak yapamam, yapmam. Bir şarkıyı milyon tane farklı biçimde düzenleyebilirsiniz asıl önemli olan taşıdığı tavırdır bence. İfadeniz daha belirleyici oluyor genellikle. Tıpkı birinin hiç sesini yükseltmeden karşısındakine karşı en duymak istemeyeceği kelimeleri büyük bir soğuk kanlılıkla söyleyip canını acıtması gibi…
.
Gözlerimin etrafındaki çizgiler artık belli oluyor bütün o çizgiler son bir yılda oldu sana bana bize ağlarken…
Ben leyla olmuşum kimin umrunda mecnun çoktan gitmişken bu ne garip bir yangındı böyle sen söndün ben yanarken. Peki ben neden hala böyleyim neden hala geçmişteyim belki de ben sana hala aşığım işte tam burda karşındayım ya şimdi tut elimden ya da bir daha sözetme özlemekten çook çook çoook karışığım zaten…
Ruhum iki ucun arasında gezinip duruyor bugün zaman akmasın dursun ben içinden geçeceğim ama neden neden hala böyleyim neden hala geçmişteyim belki de ben sana hala aşığım işte tam burda karşındayım ya şimdi tut elimden ya da bir daha sözetme özlemekten çook çook çoook karışığım zaten…
Ben bugüne kadar yapmaya çalıştığım herşeyi ve bundan sonrakileri büyük bir yolculuğun parçaları olarak görüyorum, hiç bir zaman kısa vadeli planlarım olmamıştır, ”an”ın farkında olmak, olan bitenin idrakında olabilmek önemli şeylerdir ama bu anları uzun bir yolculuğun parçacıklari gibi görebildiğimizde herşey daha sağlıklı oluyor en azından kendim için.
.
Aşkı tanımlamaya çalışamam, bazı şeyleri kelimelerle anlatmak anlamını küçültmek gibi geliyor bana. Aşka dair her türlü duyguyu; mutluluğu da, acıyı da yaşadım elbette. Şarkı yazarken de yaşadıklarınız duygularınıza büyük ölçüde şekil veriyor. Bir sürü tecrübenin insanın kişiliği üzerinde büyük etkileri olur elbette ama kimse için o olmasaydı ben böyle olmazdım diyemem, insanın neler yapacağını her türlü dış etkenden önce kendisi belirler ve yaşadığınız her şeye, gerçekte içeriği ne olursa olsun, kendi anlamlarınızı yüklersiniz ki bu da çok subjektif bir durumdur dolayısıyla başkalarının bana yaşattıklarından ziyade kendi yaşamak istediklerim benim için daha belirleyici artık.
.
İnsan ne yaparsa yapsın tam olarak toparlanamıyor belki de. Bir taraftan hayat devam ediyor ve siz de buna ergeç adapte oluyorsunuz ama diğer taraftan içinizde yarıklar oluşmuş oluyor, bunlar adeta bedeninizin ve duygularınızın yapısını değiştiriyor. Bir şeyler artık asla eskisi gibi olmayacak, bunu biliyorsunuz. Ama kabul etmekte zorlansak da; karşılaşılması kaçınılmaz şeyler…
Güçlü olmak zorundayız yoksa yaşayamayız, ben de elimden geldiği kadar öyle kalmaya çabalıyorum, hayata küsmek bir çözüm değil, aksine; insan her anını daha bir farkederek ve dolu yaşamaya çalışıyor, en azından ben öyle yapmaya çalışıyorum, bir de bazı günlük ufak şeylerin aslında ne kadar önemsiz olduğunu farketmenizi sağlıyor ki bence bu çok önemli, bazı şeylerin özünden uzaklaşmamak gerek diye düşümüyorum.
.
![]() |